Covid-19 Nedir? Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Covid-19 Nedir? Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

COVID-19


Virüs genellikle öksürük sonucu oluşan damlacıklar vasıtası ile insandan insana bulaşır. Kontamine olmuş yüzeylere dokunulmasının ardından kişinin kendi yüzüne dokunmasının da diğer bir yayılma yöntemi olabileceği düşünülmektedir. Virüs enfekte kişilerin dışkısında da bulunduğundan fekal-oral yol ile bulaşma araştırılmaktadır. Virüse maruz kalındıktan semptomların ortaya çıkmasına kadar geçen kuluçka süresi 2 ila 14 gün arasında olup, ortalama olarak 5 gün sürmektedir. Standart tanı yöntemi, kişiden alınacak nazofarengeal sürüntü ile yapılacak gerçek zamanlı revers transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (rRT-PCR) testleri olmaktadır. Enfeksiyona aynı zamanda semptomların, risk faktörlerinin ve zatürreye işaret eden göğüs BT taramalarının beraber değerlendirilmesi ile de tanı konabilir.COVID-19 (okunuşu: KOVİD-19) veya uzun adıyla Koronavirüs hastalığı 2019, insanları etkileyen, şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirüsü 2'nin (SARS-CoV-2) neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı. İlk olarak 2019 yılında Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde keşfedilmiş hastalık, keşfinden bu yana dünya çapında yayılarak COVID-19 pandemisine yol açmıştır. Hastalıkta görülen yaygın semptomlar arasında ateş, öksürük ve nefes darlığı yer almaktadır. Kas ağrıları, balgam üretimi ve boğaz ağrısı ise daha az yaygın görülen belirtileri oluştururlar. İshal gibi gastrointestinal belirtiler rapor edilmiştir. Bazı çalışmalarda virüsün merkezi sinir sistemini de tuttuğu, koku duyusu kaybı ve solunum güçlüğü belirtilerinin bu sebepten ileri geldiği gösterilmiştir. Vakaların çoğu hafif semptomlara sahip olsa da bazı hastalarda şiddetli zatürre ve çoklu organ yetmezliği meydana gelebilir. Çin'deki 44.000'den fazla vaka üzerinde yapılan ilk büyük analize göre doğrulanmış vakalar arasında diyabet, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlığı ya da solunum sorunları olan hastalar arasında ölümler en az beş kat daha yaygındır. 3 Mart 2020 itibarıyla dünya çapında ölüm oranı %3,4 olup 26 Ekim 2020 tarihi itibarıyla Dünya'da 43.457.804 onaylanmış vaka, 31.958.138 iyileşen varken virüs nedeniyle 1.160.570 hasta hayatını kaybetti.

Önerilen önlemler arasında sıkça el yıkama, diğer kişiler ile fiziksel mesafeyi koruma ve elleri yüzden uzakta tutma yer alır. Maske kullanımı virüs şüphesine sahip kişiler ile yakınlarına önerilmekte olup, genel halka önerilmemiştir. Aşısı ve özel antiviral ilacı bulunmayan KOVİD-19, semptomatik tedavi, izolasyon ve deneysel yöntemler ile yönetilir. Araştırma ve deneysel tedaviler, aşı geliştirme, eski antiviral ilaçların kullanımı, pasif bağışıklama ve sitokin fırtınası önlemeyi içerir.

Dünya Sağlık Örgütü Mart 2020'de 2019-20 koronavirüs salgınını bir pandemi ilan etmiş, durumun bir Uluslararası Kamu Sağlığı Acil Durumu (PHEIC) olduğunu açıklamıştır. Hastalığın DSÖ tarafından belirlenmiş dünyanın 6 bölgesinde de yerel olarak bulaştığına dair kanıtlar vardır.

 

Belirti ve bulgular

COVID-19 Semptomları
Semptom %
Ateş 83–99
Öksürük 59–82
İştah kaybı 40–84
Halsizlik 44–70
Nefes darlığı 31–40
Balgamlı öksürük 28–33
Kas ve eklem ağrıları 11–35
Koku duyusu kaybı 15–30

Semptomlar, vakaların %90'ında ateş, %80'inde yorgunluk ve kuru öksürük ve %40'ında nefes darlığı şeklinde kendini göstermektedir. Göğüs röntgenlerinde her iki akciğerde de belirtiler gözlenmiştir. Hastaların hayati belirtileri hastaneye yatırılma kabulü sırasında genellikle kararlıdır. Kan testlerinde beyaz kan hücresi (Akyuvar) sayımının genellikle düşük olduğu gözlenmiştir.

Bulaşma

2019-nCoV da diğer solunum yolu virüsleri gibi enfekte kişilerin öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virüs içeren solunum damlacıklarının hava yoluyla alınmasıyla bulaşmaktadır. İnsandan insana bulaşması için 3 veya 4 adım mesafede bulunmak bile yeterlidir; aynı ortamda hava solumak da bulaşma riskini artıran önemli faktörlerden biridir. Asemptomatik yani virüsü taşıdığı hâlde hastalık belirtileri göstermeyen kişiler de hastalığın yayılmasına neden olabilirler.


Tanı

Bazı koronavirüsler, hayvanlardan insanlara sıçrama yapan (Zoonoz) virüslerdendir. Bu virüsün mutasyon yeteneği bulunmaktadır. Yetişkinlerde ve çocuklarda görülen nezle vakalarının bir kısmından koronavirüslerin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bu virüs grubu, ateş ve bademciklerin büyümesi gibi semptomlara neden olmakta ve en çok kış ve erken baharda nezleye yol açmaktadır. Bunlara ek olarak koronavirüsler zatürre ile bronşite (viral veya ikincil bakteriyel) neden olabilirler. 22 Ocak 2020'de Pekin Üniversitesi, Guangxi Geleneksel Çin Tıp Üniversitesi, Ningbo Üniversitesi ve Vuhan Biyoloji Mühendisliği Koleji'nden bilim insanları, "yeni tanımlanan koronavirüsün, yılandan insana türler arası geçişini artırabileceğini belirten bir makale yayınladılar."

 

Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın tanısı için çeşitli test protokolleri açıklamıştır. Standart test yöntemi, gerçek zamanlı revers transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (rRT-PCR) olmaktadır. Bu test, kişiden alınacak nazofarengeal sürüntü veya balgam gibi solunum yollarından alınmış örnekler ile gerçekleştirilebilmektedir. Test sonuçları genellikle birkaç saat ile 2 gün arasında değişebilen sürelerde çıkmaktadır. Bilim insanları, hastalığa neden olan virüs soyunu izole etmiş ve genetik sekansını yayımlayarak dünya çapında laboratuvarların enfeksiyonu teşhis etmeleri için PCR testleri geliştirmesine olanak tanımıştır.

PCR testleri, doğruluk oranının (sensitivite) yüksekliği nedeniyle altın standart olsa da, test sonucu almanın yavaş olması (en az 4 ila 6 saat), deneyimli personel ihtiyacı ve lojistik olarak merkezî bir konumda yapılması gereksinimi dolayısıyla, daha çabuk sonuç verecek olan antikor testlerinin (immunoassay) üzerinde çalışılmıştır. Antikor testlerinde nazofarengeal sürüntü veya kan testi yapılması mümkün olabilir. 23 Mart 2020 itibarıyla, SARS-CoV-2'ye karşı üretilen IgM ve IgG antikorlarını tespit edebilen, 15 dakikada sonuç veren testler üretilmiş, Çin'de onaylanmasının yanı sıra Avrupa'da CE işareti almıştır. Bu testlerin doğruluk oranı PCR'a göre daha düşüktür, örneğin testlerden biri için %13'lük bir yanlış negatif (hastalığa sahip olmakla beraber negatif sonuç) oranı verilmektedir. Yüksek duyarlılığa sahip, yani doğruluk oranı çok yüksek olan CRISPR temelli ve PCR'a kıyasla daha hızlı sonuç veren testler üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

Vuhan Üniversitesi Zhongnan Hastanesi'nin yayımlamış olduğu yönerge, enfeksiyonların belirlenmesi için klinik özellikler ile epidemiyolojik riskin kullanılmasını önermektedir. Bu yönteme göre, aralarında ateş, zatürre, normal veya düşük beyaz kan hücresi seviyesi ve düşük lenfosit seviyesi bulgularından herhangi ikisine sahip kişiler, Vuhan'a seyahatleri ve hasta kişilerle etkileşimleriyle beraber incelenerek değerlendirilmektedir. Tongji Hastanesi'nin yayımlamış olduğu 26 Şubat tarihli bir araştırmaya göre göğüsün bilgisayarlı tomografi ile çekilmiş resimlerinin değerlendirilmesi (%98), PCR testleri ile karşılaştırıldığında (%71) daha yüksek bir duyarlılık göstermektedir. Yanlış negatif sonuçlarının, PCR testlerinden veya testi gerçekleştiren kişi veya örneklerin hatalarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Yanlış pozitif sonuçları nadir görülmektedir.

Çin'de 1099 hasta üzerinde yürütülmüş bir çalışma, hastaların %56'sında buzlu cam opasitelerinin var olduğunu ortaya koymuş, ancak vakaların %18'inde herhangi bir radyolojik bulguya rastlanmadığı da rapor edilmiştir. Bilateral ve periferal buzlu cam opasiteleri en tipik BT bulgularını oluşturmakta olmalarına rağmen, hastalık için spesifik değillerdir. Buzlu cam opasiteleri çocuk hastalarda da c. %33 oranında görülen bir bulgu olmaktadır. Akciğerlerde bir yoğunluk artışı türü olan konsolidasyon, lineer opasiteler ve ters halo işareti vakalardaki diğer radyolojik bulgulardır. Hastalık başlangıcında lezyonlar sadece bir akciğeri etkilerken, semptomların ortaya çıkmasından 6-12 gün sonrasını kapsayan ilerleyen evrelerde hastaların %88'inde iki akciğerin de etkilendiği gözlemlenmiştir.

Önlem

Çeşitli bilgilendirmelerde:

  • Mümkün olduğu kadar az dışarı çıkılması, etraftan izole olunması.
  • Ellerin su ve sabunla yıkanması veya alkol bazlı el temizleme sıvısı kullanımı.
  • Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnun uygun şekilde kapatılması.
  • Toplu taşımada, birçok insanın temas ettiği, özellikle de metal yüzeylerde virüs uzun süre yaşayabildiği için temas ettikten sonra ellerin bir an önce temizlenmesi ve ağıza ve göze götürülmemesi önerilmekte ve temel bir yüz maskesinin dahi hastalığın yayılmasını engellemede fayda gösterdiği belirtilmektedir.

Prognoz

COVID-19'un şiddet seviyesi değişkendir. Hastalık az veya hiç semptomun görülmeyeceği, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına benzer şekilde düşük şiddetli geçebilir. Az şiddetli vakalar genellikle 2 hafta içerisinde iyileşme göstermektedir, hastalığı çok şiddetli geçiren vakalarda ise iyileşme süresi 3 ile 6 hafta arasında değişebilir. Hastalıktan hayatını kaybetmiş kişilerde semptomların başlamasından ölüme kadar olan zaman 2 ile 8 hafta arasında sürmüştür.

Her yaştan çocuk COVID-19'u kapabilir, ancak yetişkinlere kıyasla hafif semptomlarla atlatmaları ve hastalığın şiddetli geçmemesi olasıdır. 50 yaşında küçük kişilerde ölüm oranı %0,5 iken bu oran 70 yaş ve üzeri için %8'in üzerindedir. Hamile kadınlar şiddetli enfeksiyonlara karşı özellikle risk altındadır.

Bazı kişilerde COVID-19 akciğerleri etkileyerek zatürreye neden olabilir. Hastalığı en ciddi geçiren vakalarda solunum yetmezliği, septik şok veya çoklu organ yetmezliğine yol açacak akut solunum sıkıntısı sendromu gelişebilir.                                           şişipğşpğ COVID-19 ile ilişkili komplikasyonlar arasında sepsis, anormal pıhtılaşma ve kalp, böbrek ve karaciğer hasarı yer alır. Anormal pıhtılaşma, spesifik olarak protrombin zamanında artış, hastalık yüzünden hastaneye yatırılmış vakaların %6'sında rapor edilmiş, böbrek işlevlerinde anormallik %4'ünde gözlemlenmiştir. Kan tahlilleri ile ölçülebilen karaciğer hasarı da ciddi vakalarda sıkça görülen bir komplikasyondur.

COVID-19'dan hayatını kaybeden kişilerin pek çoğunun, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi önceden mevcut hastalıkları bulunmaktadır. İtalyan sağlık kuruluşu Istituto Superiore di Sanità'nın raporuna göre, ülkede gerçekleşmiş y. 2000 ölümün %99.8'inde öncül bir hastalık bulunmaktaydı ve ölen kişilerin ortalama eşlik eden hastalık sayısı 2.7'ydi. Aynı rapora göre semptom başlangıcından ölüme kadar geçen medyan süre 8 gündü ve bunun yarısı hastanede geçmekteydi. Yoğun bakım ünitesine nakledilen hastalarda ise hastaneye getirilmeden ölüme kadar geçen süre 5 gün olmaktaydı. Salgının erken dönemlerde yürütülmüş bir çalışmaya göre semptom görülmesinden ölüme kadar olan zaman aralığı 6 ila 41 gün arasında sürmüş, medyan süre 14 gün olmuştur. Çin Ulusal Sağlık Komisyonu'nun yürüttüğü bir çalışma, vaka başına hastalıktan ölüm oranının kadınlarda %1,7, erkeklerde %2,8 olduğunu ortaya koymuştur. Hayatını kaybetmiş hastaların akciğerlerinden alınmış histopatoloji örneklerinde, her iki akciğerde olma suretiyle diffüz alveolar hasar ile beraber hücresel fibromiksoid eksüda saptanmıştır. Pnömositlerde viral sitopatik değişiklikler gözlemlenebilir. Çin'de rapor edilmiş ölümlerin %11.8'inde, kalp krizi veya yüksek troponin seviyeleri ile birlikte kalp hasarı kaydedilmiştir.

Hastalığın geçirileceği bölgenin sosyoekonomik durumu ile tıbbi kaynakların varlığı, vaka başına ölüm oranını etkileyen faktörlerdir. Vaka başına ölüm oranı hesaplamasındaki farklılıklarda, bu bölgesel faktörlerin yanı sıra çeşitli metodolojik problemler de etkilidir. Hafif veya semptomsuz geçen COVID-19 vakalarının vaka olarak tespit edilmemesi veya kaydedilmemesi ölüm oranlarının gerçek değerinden daha yüksek çıkmasına neden olabilir. Buna rağmen, enfeksiyon ile ölüm arasında yer alan intikal süresi, ölümlerin gerçek değerinden daha düşük çıkmasına da sebep olabilir.

Hastalığı atlatmış kişilerde uzun süreli ve işlevsel bir bağışıklığın oluşup oluşmadığı belirsizdir. Diğer koronaviral hastalıklar incelendiğinde SARS-CoV-2'ye karşı bağışıklığın oluşması yüksek ihtimalle olasıdır, ancak hastalığı atlatmış bazı kişilerde daha sonraki tarihlerde yapılan testlerin pozitif çıktığı rapor edilmiştir. Bu pozitif testlerin yeniden enfeksiyon, relaps veya test hatası olup olmadığı belli değildir.

COVID-19'un uzun dönem sekeli hakkında endişeler vardır. Hong Kong'da yetkililer, hastalığı atlatmış kişilerin akciğer kapasitelerinin %20 ile %30 arasında azaldığını ve akciğer taramalarının organ hasarına işaret ettiğini bulmuştur.

Yaş ve ülkeye göre vaka ölüm oranları (%)
Ülke/Yaş 80+ 70–79 60–69 50–59 40–49 30–39 20–29 10–19 0–9
Çin (11 Şubat) 14,8 8,0 3,6 1,3 0,4 0,2 0,2 0,2 0,0
İtalya (19 Mart) 23,6 15,3 4,9 1,2 0,6 0,4 0,0 0,0 0,0
Güney Kore (22 Mart) 10,5 6,2 1,5 0,4 0,1 0,1 0,0 0,0 0,0

Epidemiyoloji

İlk olarak Çin'in Vuhan bölgesinde 2019 yılında Covid-19 ortaya çıktı. Hızlı bir şekilde diğer bölgelere ve diğer ülkelere yayıldı. 2019 yılında ortaya çıkan ve salgın hâline gelen koronavirüsün daha fazla yayılmasına engel olmak amacıyla Çin hükûmeti şehri 23 Ocak 2020 tarihinden itibaren karantina altına aldı. Bunun yanı sıra şehre yapılan uluslararası uçuşlar da iptal edildi. Almanya, Türkiye, Fransa gibi pek çok ülke Çin Halk Cumhuriyetinden gelen tüm yolcuları termal dedektörlerle kontrol etmeye başladı. Şehire 1 hafta içinde hastaneler yapıldı ve şehir ekonomisi durma noktasına geldi. Çin hükûmeti halka ilaç ve maske dağıtımına başladı, ayrıca çoğu ülke karantina bölgesindeki vatandaşlarını bölgeden tahliye etti. Dünya Sağlık Örgütü bölgesel düzeyde tehlike düzeyini "çok yüksek" olarak belirledi. Salgının ülke düzeyinde yayılmasından sonra Vuhan'dan başka pek çok şehir daha karantinaya alındı. Birçok bölgeye sağlık ekipleri yönlendirildi ve toplu taşıma durduruldu.

Tedavi

Hastalığı önlemek için henüz bir aşı bulunmamıştır. Bilim insanları aşının üretilip insanlara 2021 yılı içerisinde verileceğini düşünmektedir. Tedavi bulmak için yapılan araştırmalar devam etmektedir.

İlaçlar

Hastalığı iyileştirecek ilaçlar bulunması için Bill & Melinda Gates Vakfı, İngiliz sağlık araştırma kurumu Wellcome ve ödeme sistemi şirketi olan Mastercard ortak bir girişim kurdu. Bill & Melinda Gates Vakfı CEO'su Mark Suzman bu girişimi, COVID-19 tedavilerini tanımlama, değerlendirme, geliştirme ve ölçeklendirmek amacıyla teknolojileri üretmek amacıyla kurulduklarını duyurdu.

Antiviral ilaçlar

Çeşitli antiviral ilaçlar COVID-19'u tedavi etmesi için araştırılmakta, bazıları ise klinik araştırmalarda kullanılmaktadır.

Mart 2020 itibarıyla remdesivirin etkinliğine dair belirsiz kanıtlar bulunmaktadır. Remdesivir, SARS-CoV-2'yi in vitro inhibe etmektedir. ABD, Çin ve İtalya'da faz 3 klinik araştırmalar gerçekleştirilmektedir.

Sıtma tedavisinde kullanılan klorokin Şubat 2020'de Çin'de tedavi için araştırılmış, öncül sonuçlar maddeyi etkin göstermiştir. Klorokin ve hidroksiklorokin, ikinci madde daha güçlü ve güvenli olacak şekilde SARS-CoV-2'yi in vitro inhibe etmektedir. Bir çalışmadan öncül sonuçlar, klorokinin COVID-2019 ile ilişkili pnömoni tedavisinde "akciğer filmi bulgularını iyileştirdiğini, negatif testleri teşvik ettiğini ve hastalık süresini kısalttığını" belirtmiştir.                 Ancak araştırmanın daha çok incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Azitromisin, hidroksiklorokin ile kombinasyon halinde potansiyel bir tedavi olarak incelenmiştir. Bir klinik çalışma, SARS-CoV-2'ye sahip olduğu PCR testleri ile doğrulanmış olan 36 deneği değerlendirmiştir. Deneklerden 20'si ilaçlardan birini veya her ikisini, geri kalan 16'sı ise plasebo ilaçları almıştır. Altı gün sonra virolojik açıdan iyileşmenin (PCR testlerine göre virüsün negatif çıkması), hem azitromisin hem de hidroksiklorokin ile tedavi edilmiş vakaların %100'ünde, sadece hidroksiklorokin almış hastaların %57,1'inde, kontrol grubunun ise %12,5'inde görüldüğü rapor edilmiştir.

Teicoplanin, SARS-CoV-2'yi ve akrabası olduğu MERS koronavirüslerini inhibe etmekte olup, COVID-19 tedavisi için potansiyel bir ilaç olarak düşünülmektedir.

2020 yılında New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanmış bir randomize kontrollü çalışma, kombine lopinavir/ritonavir tedavisinin COVID19'a karşı etkili olmadığını belirlemiş, bu ilaç kombinasyonlarının, tek başına standart hastane bakımı ile kıyaslandığında hastanede kalma süresinde kısalmaya veya daha iyi sonuçlara yol açmadığını açıklamıştır.

Şubat 2020'de Favipiravir, COVID-19 hastalığının deneysel tedavisi için incelenmektedir. 80 kişilik küçük bir araştırmanın sonuçlarına göre favipiravir, lopinavir/ritonavir kombinesine göre COVID-19 tedavisi için daha etkilidir. 17 Mart 2020 tarihli Çinli yetkililer tarafından yapılmış bir açıklamaya göre ilacın Vuhan ve Shenzhen'de meydana gelmiş vakaların tedavisinde etkili olduğu açıklanmıştır.

Kamostat, transmembran proteaz, serin 2 (TMPRSS2) enziminin bir inhibitörüdür. HeLa hücrelerinde TMPRSS2'nin inhibe edilmesi, SARS-CoV ve insan koronavirüsü NL63 enfeksiyonlarının kısmen bloke edilmesine yol açmaktadır. Bir in vitro çalışma, Camostat'ın Calu-3 akciğer hücrelerinin COVID-19'dan sorumlu virüs SARS-CoV-2 tarafından enfekte edilmesini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir.

Sitokin fırtınası engelleyiciler

Sitokin fırtınası, ileri evrelerdeki şiddetli COVID-19 vakalarında görülebilen ve aşırı sitokin üretimine bağlı ölümcül olabilen tıbbi bir komplikasyondur. Hidroksiklorokinin sitokin fırtınalarına karşı etki gösterdiğine dair kanıt bulunmaktadır.

Küçük bir araştırmanın ardından Çin'deki yetkililer Tocilizumab adlı ilacı, hastalığın tedavisinde izlenecek adımlar içerisine almıştır. Madde, ileri düzey hastalarda göstermiş olduğu olumlu sonuçlar neticesinde, İtalya'da ulusal düzeyde randomize olmayan 2. faz klinik araştırmadan geçmektedir. İlaç, sitokin fırtınalarını belirlemeye yarayan serum ferritin kan tahlilleri ile birlikte kullanılmaktadır.İnterlökin 6 reseptör antagonisti olan Tocilizumab, 2017 yılında başka bir sitokin komplikasyonu olan kimerik antijen reseptör-T hücre tedavisinin (CAR-T tedavisi) yol açtığı sitokin salınım sendromunun tedavisi için FDA tarafından onaylanmıştı.

Pasif bağışıklama

COVID-19'u atlatmış kişilerden alınan kan bağışlarının hastalık tedavisinde kullanımı araştırılan bir konu olmaktadır. SARS için de denenmiş bu yöntem, hastalıktan iyileşmiş kişilerin bağışıklık sistemleri tarafından üretilmiş antikorların ihtiyacı olan hastalara dağıtılmasını içermektedir. Aşısız bir immünizasyon (bağışıklama) yöntemi olan pasif antikor tedavisinin dışında, üretilmiş monoklonal antikor kullanımı da araştırılan bir pasif bağışıklama yöntemidir.

Solunum desteği

COVID-19'un çoğu vakası solunum cihazıyla gerçekleştirilebilecek mekanik ventilasyon (makine yoluyla solunum desteği) gerektirmese de vakaların belli bir yüzdesinde bu gerekmektedir. Solunum yetmezliği yaşayan hastalara en doğru desteğin nasıl verilebileceği hâlen araştırılmaktadır. Entübasyonun yanı sıra yüksek akımlı nazal kanül ve pozitif havayolu basıncı yöntemleri de kullanılabilir. Hastalığın kritik aşamasında olan insanlarda bu diğer iki yöntemin entübasyonla aynı yararı sağladığı kesin değildir. Bununla birlikte bu yöntemler hastanın solunum yollarından virüs taşıyan daha fazla küçük parçacığın havaya dağılmasına yol açmaktadır.

Adlandırma

Dünya Sağlık Örgütü hastalığın resmî adını ilk olarak koronavirüs hastalığı 2019 olarak belirledi. Resmi kısaltma olan COVID-19, hastalığın İngilizce ismi olan corona (CO), virus (VI) ve disease (D) kelimelerinin kısaltılması ile hastalığın keşif yılı olan 2019'a (-19) atfen oluşturuldu. İsim, DSÖ tarafından spesifik bir coğrafi konuma (örneğin Çin), hayvan türüne veya bir insan grubuna atıfta bulunmayacak şekilde, stigmalaşmayı önlemek adına uluslararası öneriler çerçevesinde kondu. Zaman içerisinde hastalığın kısaltması Türkçe yaygın medyada Kovid-19 olarak da yer edindi.

DSÖ'nün belirlediği resmî isminin yanı sıra, özellikle de salgının erken dönemlerinde, Vuhan zatürresi ismi de çeşitli medya kuruluşları tarafından kullanıldı. Buna ek olarak, COVID-19 medyada sıklıkla sadece koronavirüs veya koronavirüs hastalığı olarak da bahsedildi.

Diğer hayvanlar

İnsandan hayvana geçtiği doğrulanmış ancak hayvanların taşıyıcı veya hasta olduğuyla ilgili henüz kesin bir bilgi yoktur.